ADANA

Ne desem, nereden başlasam… Doğup büyüdüğüm yerden, Adana’dan 17 yaşında üniversiteye gitmek için ayrıldım. Sonrasında misafir olarak gidip, turist gibi gezilecek bir yer oldu benim için. Adana’ya bahar aylarında gitmek makbuldür. Yazın kavurucu sıcağı, alışık olmayanlar için çekilmezdir. 
Adana’nın Küçük Saat ve Büyük Saat adlarında 2 meydanı vardır. Gerçekten de birinde yol üzerinde küçük bir saat, diğerinde kule şeklindeki bir yapı üzeride büyük bir saat yer almaktadır. Büyük Saat çevresinde Tarihi Kazancılar Çarşısı‘nda irili ufaklı dükkanlar bulunur. Büyük Saatin hemen dibinde Çarşı Hamamı‘na, kız kardeşimin gelin hamamı için gitmiştik ve epey büyük bir hamamdı. Büyük Saat ve Küçük Saat arasında bulunan Vakıflar veya Bankalar Caddesi, gelinlik ve abiye satılan mağazalarla doludur. 


Küçük Saat’e gelirsek, buradan  Atatürk heykelinin bulunduğu meydandan dönüş yaparak meşhur Çakmak Caddesine çıkılır. Cadde üzerinde alışveriş için dükkanlar, şalgamcılar, aktarlar ve tatlıcılar bulunur. Tatlıcının önünde durup, tatlınızı elinize alıp yer, ücretini ödersiniz. Biraz ilerisindeki şalgamcıdan şalgam içmeden olmaz. Ve bir zamanlar gençlerin buluşma mekanı olan, içinde neredeyse yılın 365 günü süren hediyelik eşya fuarı olan Çakmak Plaza bulunur. Plazanın yan tarafı Sanat Sokağı’dır. El yapımı incik boncuk, örgü ve hediyelik eşyalar bulunan sokak türkü evlerinin bulunduğu başka bir sokakla devam eder. Çakmak Caddesi bitiminde İnönü Parkı vardır. Caddeden sola dönüp, Çetinkaya Mağazası’na uzanan caddede yol boyunca mağazalar ve seyyar satıcı tezgahları bulunur. 

Biz Çakmak Caddesi’nden sola değil de düz devam edip, Atatürk Parkı’na doğru ilerleyelim. Özellikle hafta içi daha sakin olan Çakmak Caddesinden bebek arabasıyla yürüyüş yapıp, Atatürk Parkı’na gitmek mümkün. Şehrin ortasında ağaçlar ve havuzlarla çevrili bu park oldukça büyüktür. Bebeğinizi çimenlere bırakıp, kendiniz de ayaklarınızı uzatıp dinlenebilirsiniz. 


Adana da irili ufaklı bir çok park, Seyhan ve Ceyhan Nehri dolayısıyla kanallar bulunur.

En büyük parkı Merkez Parktır ve nehir kenarında bulunur. Adana yazınca görsellerde ilk çıkanlardandır Sabancı Merkez Camii. Büyüklük bakımından Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun en büyük camiisidir. Nehir kenarı ve tarihi Taş Köprü kenarında bulunmasından dolayı kendisiyle beraber güzel bir manzara oluşturur.


Taş Köprü, Hititler döneminde yapılmış dünyanın en eski köprülerindendir. Şu an araç trafiğine kapalı sadece yaya yolu olarak kullanılmaktadır. Taş Köprü‘den Ulus Parkı’na kadar nehir kenarından bebek arabasıyla gezmek mümkündür. Son yıllarda açılmış olan Optimum Avm de bu yakınlarda bulunur ve terasına çıkınca karşınızda muhteşem Merkez Camii ve Seyhan Nehri’ni bulursunuz. 



Adana’ya gitmişken Çoban Dede Türbesi’ni görmemek olmaz.Tepe üzerindeki türbeden Seyhan Nehri’nin manzarası yukarıdan izlenebilir. Tepeden akan şelale, aşağıya doğru merdiven biçiminde yapılandırıldığı için; tepeye suyun içinde yürüyerek inilip, çıkılabilir. Yeşillikler içindeki türbenin sağ tarafında arabalar için park alanı ve hediyelik eşya satan yerler bulunur. Türbenin etrafı piknik alanıdır ve ailece nehir kenarında yeşillikler içinde vakit geçirme imkanı sağlar. En son gittiğimde, türbenin aşağıdaki gölet kısmında mini bir hayvanat bahçesi inşası vardı. 


Gelelim Gazipaşa’ya. Şüphesiz en meşhur yeri; bir gazetenin Türkiye’nin en ünlü 10 büfesi arasında gösterilen Kazım Büfe’dir. Burada muzlu süt ve tost ikilisi mutlaka denenmeli. Gazipaşa Parkı’nda çocuğunuzla Adana’nın en güzel yerlerinden birinde vakit geçirebilirsiniz. Etrafı fal bakılan cafelerle doludur. Menderes göl kenarı da unutulmamalı. Özellikle akşam saatlerinde Sevgi Adası manzarası eşliğinde, derme çatma cafe ve büfe gibi yerlerde yakınlarınızla bir şeyler içmek çok keyifli olacaktır. Yumurtalık ve Karataş yüzmek için noktalar olsa da, Adanalılar yüzmek için Mersin’i tercih eder. Gezilecek, anlatılacak yer çok, yazılacak alan kısıtlı. 

Adana’ya gidince Adana kebap yememek olmaz. Kebap yiyebileceğiniz meşhur bir kaç nokta; Eyvan Kebap, Ciğerci Bedo, Kolcuoğlu Restaurant, Hasan Usta, Yüzevler, Şadırvan.

Kebap dışında diğer meşhur yiyecekler: 
Şırdan; görüntüsü ve ismi pek iç açıcı olmayabilir ama denemeye değer. 


Bici bici; yaz ayları için buzlu, gül sulu, pudra şekerli serinletici bir tattır. 


Kebap şalgamsız içilmez, Adana’ya gitmişken şalgamın tadına da bakmadan dönülmez. Gerçi artık şişelerde her yerde şalgam bulmak mümkün ama Adanadakinin tadı bambaşka.

Gezilebilecek müzeler:
Arkeoloji müzesi, Fuzuli Cad. Seyhan/Adana
Etnografya Müzesi, Kuruköprü Mah. Seyhan/Adana
Atatürk Müzesi, Kayalıbağ Mahallesi Seyhan cad. no: 59 Seyhan/Adana
Misis Mozaik Müzesi, Yakapınar Beldesi Yüreğir/Adana
Tarihi yapılar:
Adana Kalesi, Anavarza Kalesi,Yılanlı Kale, Feke Kalesi, Adana Taş Köprü, Çarşı Hamamı,Varda Köprüsü, Adana Ulu Camii, Hasan Ağa Camii, Ağca Camii. 
Aslında Adana yazım Adana’nın daha az bilinen muhteşem güzellikleri olan Topalak ve Menekşe Köyü civarları olacaktı. Ancak Adana’yı bilmeyenler için genel hatlarıyla meşhur yerlerden bahsetmek istedim. Yazının ikinci kısmında saklı güzellikleri yazacağım. Keyifli günler…
Yazı ve Fotoğraflar: Semra Dargın 
İletişim: semmra_01@hotmail.com

About Cemre Nur Meleke

2 thoughts on “ADANA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir