Gezgin Kadınlara Göre Seyahat-2

11. Asil Özbay- Dikiz Aynamda Dünya

www.dikizaynamdadunya.com 

dsc00939

Okumak kadar güzel şeyler de varsa bu hayatta o da harekete geçmek ve deneyimlemektir diye düşünüyorum. Seyahat etmek; öğrenmenin, keşfetmenin, yeni tatlar ve cesurca rutinin dışında adımlar atabilmek adına; yenilenmenin, olgunlaşmanın en basit ve en kolay erişilebilir yöntemlerinden biri. Seyahatlerimin çoğu yalnız ve motosiklet ile oldu. Bir kadın olarak bedeninin sınırlarını arayan aynı zamanda özgürlüğü yollarda inşa edebilmenin tadına varanlardanım ve gittiği yere kadar…

12. Başak Bulut- 700thousandkm

www.700binkm.com

fullsizerender

Ö Z G Ü R L Ü Ğ Ü ayrı yazdığımdan beri bisikletim göçebe ruhlu Koçkar’ la dünyada uzun yolculuklar yapıyorum. Bisikletle seyahat etmek benim için kıtaların her kıvrımında yapmak istediklerinle yol almak. Dünya pastoral bir yaşam, yani eski kültürlerin devam ettiği, geleneklerin bozulmadığı medeniyetlerde gerçek zamanı yaşamak için dünyada kaybolmayı seçiyorum. Hayatta en büyük keyif, dünyanın her yerinde her şeyiyle olmak. Bugün hayatımızın geriye kalan günlerinden kaçıncısı olduğunu bilmeden dünyanın bir yerinde dünyanın tersine hallerde var olmak ve evrene karışmak. Hayatın tekrarı yok!

13. Burcu Tunca- Gezgin Yogini

www.gezginyogini.com

penang-3

Seyahat benim için keşfetmek demek, öğrenmek demek, yeni yerler, yeni insanlar, yeni kültürler, yeni öğretiler… Kendimi tanımama, kendimi anlamama, kendime güvenimi arttırmama yardımcı oluyor. Eşyalara değer vermek yerine anılara, deneyimlere değer vermeyi öğretti bana seyahatlerim. Daha az eşyayla daha mutlu yaşayabileceğimi öğrendim yollardayken.

Kısa seyahatleri çok sevmiyorum ben, bir şehirde en az bir ay kalmak istiyorum. O şehri tanımak, kültürü anlamak, insanıyla kaynaşmak, sokaklarını keşfe çıkmak, esnafıyla selamlaşmak bana o şehrin en turistik binasını görmekten daha fazla keyif veriyor. O yüzden hiç skora koşmuyorum, 50-60-100 ülke görmek, sayıyı arttırmak gibi kaygılarım yok; seyahat ettiğim ülkeleri anlamak, oralardaki hayatları dinlemek, bir süreliğine oralı gibi olmak beni mutlu ediyor.

Korkularımı yendiğim, onlara rağmen harekete geçtiğim ve kendime kendimi tanıma fırsatı verdiğim için her gün teşekkür ediyorum kendime. Yollarda olmanın huzurunu her faninin yaşaması dileğiyle. 😉

14. Hale Sargın- İşim Gücüm Gezmek

www.isimgucumgezmek.com

14393305_10153928314278683_1038247046_o

Ünzile’nin kaç koyun ettiğini hesaplayan bir kültürün var olduğu topraklardan çıktım yola… Sezen Aksu “Ünzile” şarkısında “Korkar, durur, gitmez köyün en son çitine, inanır o sınırda Dünya’nın bittiğine” diyerek 12’sinde ana olmuş Ünzile’nin dünyasını tanımlarken ben “Dünya o çitin bittiği yerde başlıyor” diyebilecek kadar şanslıydım aynı topraklarda doğup büyüdüğüm Ünzile’ye göre… Ve benzerliklerimiz Ünzile’yle…Görünmez prangalarla kadınların sindirildiği toprakların kadınıydık ikimizde, korkutulmuştuk her şeyden ve herkesten, herkes tarafından! Başka toprakları tanımak için yola koyulduğumda sırt çantamda kadınsı korkularda vardı 3-5 eşyamın yanında, kulaklarımda ise korku dolu cümleler: “Tek başına kadın çok tehlikeli, insanlar kötü, herkese güvenme, gece geç vakitte dışarda tek başına yürüme, yabancılarla konuşma, keserler, tecavüz ederler” Her çantamı açtığımda elime gelen bir korku… Yüküm ağırdı, en az aynı kaderi paylaştığım her kadın kadar! Dünya’yı tanıma tutkumu korkularımın üstüne saldığımda tutkum korkularıma şöyle haykırıyordu: ” Yolda başıma gelebilecek her türlü tehlikenin farkındayım, gece yada gündüz tek başıma kendi mahallemde yürürken başıma gelebilecek tehlikeler kadar tehlikeli yollar… Beni yolumdan döndüremezsin!” Korkularımın beni döndürmeye çalıştığı bu yoldan dönmedim! Anlattıkları, korkuttukları gibi değilmiş, Dünya güzelmiş, insanlar iyiymiş, bir kadın da en az bir erkek kadar Dünya’yı tek başına gezebilirmiş, bir zamanlar yabancı olan kişi en sevdiğin kişi olabilirmiş. Yolda geçirdiğim her gün sırt çantamdaki kadınsı korkular yerini yepyeni masalsı hikayelere bırakıyor. Sırtımda bohçam yerine sırt çantam, beyaz dantelli çarşaflarım yerine uyku tulumum, 12 kişilik porselen yemek takımım yerine alüminyum tencerem ve tabağım, istemediğim bir adamın koynunda değil, doğa ananın kucağında uykuya dalan, korkularına yenilmeyen, özgürlüğün en büyük zenginliklerden biri olduğunu yollarda öğrenen çadırımın kadınıyım artık.

15. İdil Atay & Öykü Doğan- OitheBlog

www.oitheblog.com

jokulsarlon-buzulu-guney-izlanda

“Şeyleri” değil, anıları biriktirmek bambaşka bir konu. Paranızla alabileceğiniz onlarca şey varken hiçbirini aklınızın ucundan geçirmeyip, yalnızca bilmediğiniz bir şehrin sokaklarında, hiç tanımadığınız insanların arasında kaybolmayı tercih edebilmek başınıza gelebilecek en güzel şey. Sanırım biz de tam olarak bu sebepten ötürü geziyoruz: Yalnızca kendi hayatımızın değil, dünyanın da bir parçası olmak istiyoruz. Çünkü düşünmeden edemiyoruz! Orada bir yerde, hiç bilmediğin bir yerde, hiç tanımadığın bir insanla aynı anda aynı şeyi yapıyorsun. Farklı bir dilde ama aynı hisler içinde aynı kitabı okuyor, aynı saatte farklı sokaklardan geçerek işe gidiyor ya da gözlerin dolarak aynı şarkıyı dinliyorsun. Muhtemelen asla tanışmayacaksınız, ama o şarkıyı dinlediğinde onun ne hissettiğini çok iyi biliyorsun. Belki de her gün gördüğün insandan daha iyi tanıyorsun onu, ama farkında değilsin. İşte biz tam olarak bunun peşindeyiz! Birkaç günlüğüne de olsa o insanın yerinde olabilme ihtimalimizin. Başka sokakları, başka tatları, başka kokuları, başka insanları hayatımıza dahil etmekten aldığımız hazzı başka hiçbir şeyden alamıyoruz. Daha fazlasını istemek mi oluyor bilmiyoruz ama, şayet öyleyse bu konuda açgözlü olmaktan hiç ama hiç çekinmiyoruz.

16. Nazlı Bakht- Gezgin Kedi

www.gezgin-kedi.com

valparaiso_sili

Bugüne kadar 4 kıtada 40’tan fazla ülke, 200’den fazla şehir gördüm. Yaptığım her seyahat sadece yeni yerler görmek, yeni kültürler tanımak değil, kendi dünyamın keşfini sağlayan birer araç oldu. Ben tek başına seyahat etmeye başlamadan önce bambaşka bir bendim. Kampa gider, rahatıma düşkünlükten uyuyamaz, doğaya gider, böceklerle mücadeleden rahat edemez, markete gider, 2 kg torbayla eve dönünce bel ağrısından duramaz, arkadaşıma gider ev tozlu diye alerji olur, tek başına yemek yiyemez, tek başına sinemaya gidemezdim. Seyahat ede ede hem güçlendim, hem tek başınalığı öğrendim, hem de hayat ile barıştım. Çoğunlukla problem olarak gördüğüm şeyler beni artık rahatsız etmemeye başladı. Problem çözme becerim öylesine gelişti ki çoğu zaman problemlerle karşılaştığıma sevinir oldum. Güçlendikçe kontrolün bende olmasından zevk almaya başladım, özgürleştim.

Özetle başkalarına değil kendine kanıtlamalı insan gücünü, sınırlarını. Ben hala mükemmel değilim, hiç bir zaman da olamayacağım ancak hayatta mutlu olmak üzerine seyahatin, özellikle kadın olarak tek başına seyahatin o kadar faydasını gördüm ki artık bundan vazgeçmem imkansız. Siz de yollara düşün, bir turist gibi değil, yerel hayatların parçası olarak, insanların hayatlarına dokunarak seyahat edin, tüm bu deneyimlerinizle kendi dünyanızı keşfedin. Sınırlarınızı keşfettikçe kendi dünyanızı tanıyacak, tanıdıkça güçlü hissedecek, güçlü hissettikçe tutkularınızın peşinden koşmaya devam edeceksiniz. Arkadaşlarınızdan parası olanların zamanı, zamanı olanların parası mı yok?

Hiç dert etmeyin, siz size yetersiniz! 😉

17. Oya Yıldız- Benimle Gez

www.benimlegez.com

oya-yildiz

1990’ların başında ilk maaşı ile taksitle fotoğraf makinası alan, Atlas Dergisi’nin amatör fotoğrafçılar için düzenlediği yarışmalara herkesten gizli fotoğraflar gönderen, yine aynı yıllarda folklorik araştırma ve fotoröportajlar yapan, bir elinde fotoğraf makinası bir elinde kayıt cihazı gezen birinin seyahat ve gezilerden uzak kalması mümkün olamazdı elbette. Aradan geçen 25 yılda değişen tek şey kullandığım ekipmanın teknolojiyle güncellenmesi oldu diyebilirim.

Kilometrelerce uzak diyarlarda çekilmiş ve aklımı çelen bir fotoğrafın içine girmek beni inanılmaz heyecanlandırır. Ben de işte bu heyecanın ve de fotoğrafın peşine düşenlerdenim. Bütçe, zaman ve hava şartları kimi zaman hedefleri ertelese de bilirim ki bir gün o seyahat yapılacaktır, henüz vakti gelmemiştir.

Hikayesi olan yerler, insanlar, yaşamlar seyahatleri anlamlı kılar, çünkü her seyahat bir öğretidir. Gezen insan, öğrenen insandır… Gezen insan, dünyayı ve insanları seven insandır.

18. Özlem Güzelharcan- Gezgin Martı

www.gezginmarti.com

dsc_0382

Tek başıma uzun-uzak yollara düşmeye başlamadan çok önceleri bile, henüz bir çocukken, içimde melankolik, garip bir gezme özlemi vardı. Dünya atlasını açar, adını bile zor telaffuz ettiğim o toprak parçalarına gitmeyi hayal ederdim. Portekizliler bu hisse Saudade diyorlar. Hasret gibi bir karşılığı var, aynı zamanda da şu anda var olmayan bir şeye duyulan güçlü arzu diye de çevrilebilir.

Sanırım seyahat benim için tam da bu anlama geliyor: Saudade. Yolda olmak, yoldakilerle sohbet etmek, yolda kendimi gözlemlemek… Alice gibi aynanın içinden geçip, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bu evrende içimdekileri iyisiyle kötüsüyle keşfetmek… Cesur bir eylem yani.

19. Pınar Pinzuti- Bisikletizm

www.bisikletizm.com

16310471692_ff4aaaf823_o

Yeni bir yer görmeyi ve fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Bu iki tutkumu rahatlıkla gerçekleştirme aracım ise bisiklet.

Seyahat etmek benim için öğrenmek demek. Yavaş yavaş yol almak ise gerçekten yeni şeyler öğrenmemi ve yeni insanlar tanımamı sağlıyor. 10 yıl önce bisikletimle yaptığım yolculuklarımı “bisikletim” adını verdiğim minik blogumda anlatmaya başladım. Başlarda her şey, ben ve bisikletim odaklıydı çünkü yolculuklarım sırasında kendimi ve bisikletle seyahati keşfediyordum.
 
Zamanla bisikleti ” öğrendim” ve etrafımda olan biteni keşfetme süreci başladı. Bisikletim blogu, keşfettiklerimi paylaştığım “bisikletizm” e dönüştü. Seyahat ederken zenginleştiğimi hissediyorum. Ayrıca çok da şanslı. Güney Amerika’da Ant Dağlarında Bolivya’nın minicik bir köyünde bir eve davet edildiğimde başka hayatların ritmini öğreniyorum, pazar yerinde seyyar satıcıdan severek yediğim bir sebzenin başka türlü bir yemeğini öğreniyorum, çocukların sokakta hangi oyunları oynadığını, erkeklerin kahvede ne içtiğini, komşu ülke ile tarihi ve politik sorunları … Öğrenmeye aç bir insanın yapabileceği en güzel şeyin seyahat etmek olduğunu düşünüyorum.
20. Serap Koç- orangediscover.com

www.orangediscover.com

img_1939

Ben ilk seyahat etmeye tek kanallı televizyonlarda izlediğim belgeseller ile başladım. Küçük bir köyde bizim için dünyaya açılan tek şey o televizyon idi  ve ailecek belgesellere kilitlenir saatlerce o belgeselleri izlerdik. Beni büyüyünce seyahat etmeye iten sebeplerden biri o belgeseller olsa da, en büyük sebep annemin çok gezgin ruhlu bir kadın olmasıdır. Daha dört gün önce, Hasandağı’na gideceğim dediğimde, ben de seninle gelebilir miyim diye soran 72 yaşında bir gezgin annem var benim 🙂 Anlayacağınız gezgin olmak benim kanımda var.

Büyüyünce de pek bir şey değişmedi. Önce yurtiçi gezerken, İngilizcemi ilerletince yurtdışına tek başıma seyahat etmeye başladım. Her fırsatta kendimi bir yerlere atıyorum, bazen de en güzel memleket olan anne kucağına. Keşfetmek beni özgür hissettiyor ve yaşadığımı, nefes aldığımı anlıyorum. İnsanın en büyük amacı gelişim sağlamakmış, ben de seyahat ederken geliştiğimi hissediyorum. Bunun yanı sıra her gördüğüm yüzde yaşamı yeniden tanımlıyorum, aynen Pink Floyd’un söylediği gibi : “ All you touch and all you see is all your life will ever be – Dokunduğun ve gördüğün her şey bundan sonraki hayatın olacaktır.“

 

Gezgin Kadınlara Göre Seyahat yazısının ilk bölümü:

http://gezginkadinlar.com/gezgin-kadinlara-gore-seyahat/ 

 

İnstagram: Gezgin Kadınlar 
**Yazının devamı gelecek.

About Cemre Nur Meleke

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir