Kıbrıs

Daha önce Amerika yazımda da belirtmiştim; özgürlüğü tatmış bir ruhu esir edemezsiniz… Ben de tam olarak bu duyguyu yaşadıktan sonra tabiri caizse kabıma sığamadım, bulunduğum kabın şeklini alamadım ve Amerika’dan döndükten kısa bir süre sonra ülkemin bazı acı gerçeklerini görünce, sanırım birazda kendim karşılaşacağım gerçeklerden kısa  süreliğine de olsa kaçmak için yavru vatanımız Kıbrıs’a sevdiğim bir arkadaşımın yanına gitmeye karar verdim.

Kıbrıs gerçekten arabayla çok rahat gezebileceğiniz ve keyif alabileceğiniz bir ada ama şunu söylemeliyim ki araba şart çünkü ada içinde ulaşım sadece taksiler tarafından sağlanıyor otobüs hatları yok denecek kadar az. Bir araba kiralayarak çok rahat edersiniz ama şunu da unutmayın Kıbrıs’da direksiyon sağda bulunuyor. :/ Arkadaşımın arabası olduğu için ben çok rahattım 😀 adanın bir ucundan bir ucunu yaklaşık 1.5 saatte gitmek mümkün. Rum kesimini işin içine katmıyorum tabi ki maalesef Rum kesimine biz Türklerin girmesi oldukça sıkıntılı ve neden olduğunu sorduğunuzda sınır askerleri tarafından tek suçunuz ‘T.C vatandaşı olmanız’ cümlesini duymanıza oldukça mümkün. Ben duydum maalesef.

Kıbrıs’da mutlaka görülmesi gereken yerele gelirsek eğer Gazimağusa’da bulunan bir dönemlerin en ünlü yerleşim bölgesi olan Maraş. (Hayalet Şehir) Maraş’ın içine girip keşif yapmanız ne yazık ki yasak çünkü Rum kesimiyle yapılan anlaşmalar sonrası bölge yerleşime ve iskana kapatılmış durumda ama hemen sınır bölgesinde bulunan harika denizin ve bembeyaz kumların tadını çıkarabilirsiniz. Girne de sürekli magazinlerde gördüğünüz casinolara gidip gönlünüzce eğlenebilirsiniz. Biz tercihimizi Cratos Premium Hotel’ den yana kullanmıştık. Bir dipnot veriyim belki bilmeyenler vardır casinolar da oyun oynadığınız sürece her türlü yiyecek, içecek ve tütünlü ürünler free. Ayrıca Kıbrıs’da üniversite sayısı çok fazla olduğu için genç bir kesim söz konusu ve Girne’de bu kesimle gece hayatının tadını çıkarabilirsiniz.

Girne’de bulunan bir zamanların en ünlü mafyalarından ve silah kaçakçılarından İtalyan asıllı Rum olan Paulo Paolides’e ait olan ve şimdilerde ise müzeye dönüştürülmüş olan Mavi Köşk’ü ziyaret etmeden dönmeyin. Köşkün her odası farklı renklerde ve farklı stratejilere göre dizayn edilmiş. Örneğin dönemin kanlı saldırı planlarının yapıldığı oda kırmızı renge boyanmış ve bu tonda eşyalarla dekore edilmiştir.

Lefkoşa’da ise Barbarlık Müzesi’ni ziyaret edip tarihimiz ve Kıbrıs Türkleri’nin yaşadıkları hakkında daha fazla bilgiye sahip olmanız mümkün. Biliyorsunuz ki Yavru Vatanızmı Kıbrıs’ın en ucu Zafer Burnu olarak adlandırılmakta görülmesi gereken yerlerden biri ancak burna giden yol biraz bozuk. Yol üstünde çok güzel ve sadece size ait olabilecek mekanlar keşfedip huzuru yakalayabilirsiniz. Türkiye’ye dönmeden kesinlikle hellim peyniri alın derim ve tabi ülkemize oranlar oldukça düşük fiyatlarda alabilceğiniz ürünlerde mevcut 🙂

Kısaca Kıbrıs küçük ama keyifli ve kaliteli vakit geçirebileceğiniz keşfetmek ve tatil için 5 günün ideal olduğu bir ada ve sadece Türkiye sınırlarında kalmak istemeyenler ancak maddiyatı dert edenlerde çok rahatça gezebilecektir. 

Hadi kadınlar bahaneleri geride bırakıp yola çıkalım 😉

Herkese gösterelim Türkiye’de Gezgin Kadınlar Var! 🙂

Yazı ve Fotoğraflar: Hale Akçay

İletişim: akcayhale93@gmail.com

Instagram: haleakcy

About Cemre Nur Meleke

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir