PHİLADELPHİA: “City of Brotherly Love”

Üzerinde graffiti çalışmaları bulunan görkemli binaları, spor kulüpleri, alışveriş merkezleri, sokak sanatları, ünlü heykelleri, sanat müzesi, meşhur Love Park’ı, Benjamin Franklin, Rocky ve Philadelphia’ya hoşgeldiniz!



Öncelikle Philadelphia’nın kelime anlamına ilişkin bilgi ve rivayetlerden ve Philadelphia’nın 2 bin yıllık geçmişinden kısaca bahsedeceğim. Philadelphia’nın kuruluşu Attaloslar Kralı Attalos II’ye dayanır. Attalos kendisinden önceki kral olan ağabeyi Eumenes’i çok seviyordu. II. Attalos bu sebepten “kardeşini seven” diye çevrilebilen “Philadelphus” lakabıyla bilinirdi. Onların birbirlerine duydukları kardeş sevgisi de yeni kurulmuş olan şehrin adında ifadesini bulmuştur.

Şehrin ismi, İncil’de adı geçen ve tamamı Anadolu’da bulunan yedi kiliseden biri olan Philadelphia’dan gelmektedir. “The city of brotherly love, Philadelphia’nın kelime anlamıdır. Yunancada philos (love ), adelphos (brother) kelimelerini birleştirdiğimizde, birbirini seven kardeşler=Philadelphia  anlamına gelmektedir.

Pensilvanya eyaleti kurucusu William Penn’in, kardeşçe sevgi, dinsel hoşgörü ve ibadet özgürlüğü’nün yaşanacağı bir kent vaadiyle, Philadelphia’nın kuruluşunda ve gelişim sürecinde katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Philadelphia, ABD’nin en büyük 6. şehri olmakla beraber Pensilvanya Eyaleti’nin en doğusunda bulunan en büyük şehridir.
Hristiyanlık aleminin misyonerlik merkezi olan, Hristiyanlığın yedi kutsal kilisesinden San John Kilisesi’nin de yer aldığı kent, 2 bin yıllık bir tarihe sahiptir.



Gelelim Türkler için Philadelphia’ya… Manisa’nın kıyısında, eskilerin Philadelphia diye adlandırdığı Alaşehir” diye bir ilçe var.  Efsaneye göre adını Yıldırım Beyazıt’ın ‘âlâ bir şehir’ nitelemesinden alan kentin eskiden Philadelphia diye anılması, Bergama Kralı II. Attalos’un kardeşi Philadelphos tarafından kurulmasından kaynaklanıyor. Philadelphia’nın Türkler açısından dikkat çeken bir diğer önemi ise, Türklerin Amerika’da katıldığı ilk fuarın 1876 Philadelphia 100. Yıl Fuarı” olmasıdır. Osmanlılar için ayrılan fuar alanında otantik halılar, kılıç, kostüm, Türk kahvesi gibi geleneksel ürünlerimiz sergilenmiş ve büyük ilgi görmüştür. Osmanlı, fuarın en fazla değerli ürününe sahip olan ülkesi olmuştur. Önemli ve geniş bir tarihi olan Philadelphia’yı bir de gezgin gözümüzle görelim dedik ve New Jersey’nin Cherry Hill şehrinden yarım saat süren kısa otobüs yolculuğumuzla gezimize başladık.

Philadelphia, uluslararası havaalanı olan bir şehir. İstanbul’dan gidecekler için Philadelphia’ya Avrupa bağlantılı uçmak mümkün. İstanbul’dan New York’a direkt uçuşla gitmeyi tercih edenler ise, New York’tan Philadelphia’ya tren ya da otobüsle iki saatte ulaşabilirler. Philadelphia’ya ilk adım attığınızda sokakta turistlerin ve şehri gezmek isteyenlerin binebileceği süslü faytonlar ve tur otobüsleri ilgi çekici. Gezimize önce nereden başlasak diye düşünürken sokakta birkaç Amerikalının “Pray for Peace in our World” temalı pankartlarla yaptıkları eylem ilgimizi çekiyor ve yanlarından tebessümle geçiyoruz. Philadelphia’nın kardeşlik ve sevgi içerikli sloganı: “Philadelphia maneto” (Let brotherly love endure)…



Philadelphia’ da ilk dikkatinizi çeken şeylerden biri de nüfusun siyahi ağırlıklı olması. Bunun sebebi ise, 1950 deki “Great Migration”. Büyük göç sırasında 2 milyon Afrikalı Philadelphia’ya gelmiş ve bu sebeple de şehir merkezinde %70 oranında siyahi yaşamaktadır. Philadelphia ziyaretçisinin ilk durağı Independence Vısıtor Center’a girmekle gezimize başlıyoruz. Philadelphia hakkında bilgi, Amerika tarihi için hızlı bir tur, gezinmek için İPad’ler ile bir duvar boyutlu haritası, hediyelik dükkanı, şarj, ücretsiz telefon, dinlenmek için salon alanları, bisiklet kiralama, 15 veya 30 dakikalık tarihi film gibi yararlı özellikleriyle Philadelphia gezimize harika bir başlangıç yapıyoruz. Özellikle arkadaşlarına, yakınlarına Philadelphia’dan hediye almak için Independence Vısıtor Center harika bir yer. Love Park, Liberty Bell gibi Philadelphia’nın meşhur yerlerinin anahtarlıkları çok şirin. Bu meşhur yerlerin değişik süs eşyaları da burada mevcut ve fiyatları da çok uygun. 


Independence Vısıtor Center’da bu saydıklarımın yanı sıra Philadelphia’nın tarihi mekanlarını gösteren insan emeği ile yapılmış resimler de mevcut. Buradan çıktıktan sonra Old City Hall’ e giriş yapıyoruz. Bina göründüğünden çok daha görkemli. Detaylı mimarisi ve süslü dekoratif özelliklerinin hepsi çok güzel. City Hall, Philadelphia’nın belediye binasıdır. Binanın yapımında hiçbir çelik çerçeve kullanılmamıştır. 8 katlı olan binanın tepesinde William Penn heykeli bulunmaktadır. City Hall binasının iç ve dış tarafında 250 den fazla heykel var.


18. yüzyıldan kalma meşhur Independence Hall (Bağımsızlık Salonu)… Amerikan Devrimi sırasında pek çok önemli imza Philadelphia’da atılmıştır. Declaration of Independence” (Kurtuluş Beyanı) 1776 da bu binada imzalanmıştır. Yine 1777 de Amerikan bayrağının ilk taslağı burada oluşturulmuş ve 1787 anayasası da burada imzalanmıştır.
Mahkeme Salonu’nda görevli tarafından “The Bill of Rights (İnsan Hakları Beyannamesi) anlatılıp tarihi bilgiler veriliyor. 




Independence Hall binasının iç havlusunda George Washington anıtı var. Independence National Historical Park’ın ortasındaki bir binanın içinde Amerika’nın bağımsızlığını ilan ettiğinde çalınan Liberty Bell (Özgürlük Çanı) ziyaretçilere sergileniyor. Binanın içinde duvarlarda Liberty Bell  ile ilgili tarihi belge ve fotoğraflar yer alıyor. Liberty Bell, özgürlüğün simgesi olarak tüm eyaletleri (ilk 13 eyalet) dolaşan kırık bir çandır. 1776’ da Özgürlük Beyannamesi’nin İngiliz ve Fransızlara karşı okunup imzalanması sırasında 7 defa çalınmış ve 1752’de Britanya’da yapılmış ve Philadelphiagesinin okunuşunu duyurmak için kullanılmıştır.

Independence Hall gezimizden sonra yemek yemeye gidiyoruz ve Philadelphia’nın meşhur yiyecekleri soft pretzel ve cheese steak ile tanışıyoruz. Soft pretzel, simit tarzında bir yiyecek. Üzerinde kalın tuz taneleri var ve hardala batırılıp yeniliyor. Tadı da Türk damak zevkine gayet uygun. Pretzel’in şekli, Philadelphia’da kardeşçe yaşayan değişik ırk ve kültürden insanları temsil ediyor. Cheese steak de, po-boy denilen bir ekmeğin içine ince kıyılmış tavuk ya da et konulup üzerine de erimiş kaşar konularak hazırlanan bir sandviç. İsteğe göre ketçaplı, biberli, soğanlı yapılabiliyor. Bu sandviç de bizim damak zevkimize gayet uygun.

Philadelphia’da bulunan South Street, Amerika’nın geneline aykırı bir şekilde sabaha kadar canlı, insanların yürüdüğü, eğlendiği ve yemek yediği bir cadde. Burada dolaşırken köşede bir Türk Restaurantı göreceksiniz. “Divan Turkish Kitchen… Dekorasyonu, menüsü ve lezzetleri ile Türk mutfağını Amerikalılara en güzel şekilde temsil eden bir durak. 15 yılı aşkın süredir Amerika’da  yaşayan Hasan Özkan, bu güzel restaurantı kızı Yasemin ile birlikte işletiyor. Arnavut ciğerini ve kuzu külbastıyı kesinlikle öneririm.



Yemeğin ardından gezimize devam ediyoruz. Bu şehirde çok sayıda resim-heykel akademisi bulunuyor. Bu sebepten dolayı şehrin her yerinde heykel görmeniz mümkün. Ayrıca ABD’nin en eski sinema salonu olan “State Theatre of Pennsylvania adlı sinema salonu bu şehirde bulunmaktadır. Alışveriş yapmak için de çok uygun olan bir şehir Philadelphia. Birçok farklı ülke vatandaşlarının sahip olduğu dükkanları barındıran “İtalian Market” olarak bilinen bölgelerde, şehrin en önemli alışveriş merkezleri mevcut. ABD’nin ilk ve ikinci kurulan bankası da Philadelphiadadır.



“Revolutionary War sırasında Amerika’ya başkent olmuş Philadelphia. 19. Yüzyılda Amerika’nın en büyük ticari ve endüstri merkezi olmuş, sahip olduğu limanlar ve demiryolları ve hızla buraya göç eden göçmenler sayesinde. Şimdi ise Philadelphia, Pennsylvania eyaletinin en aktif ekonomik merkezi halinde. Philadelphia Stock Exchange (Borsa) ve birçok firmanın bulunduğu bir şehir. Philadelphia, Amerika’daki tüm diğer şehirler arasında sayı olarak en çok heykele ve binalar üzerindeki duvar resimlerine sahip şehirdir. Yürüyerek bir günde gezebileceğiniz Philadelphia’nın çevresinde de araba ile gidilebilecek birçok turistik yer bulunmaktadır. Bunlardan biri de Feirmount Park’tır.


Feirmount Park, dünyadaki en büyük kent parkıdır. Rocky-1 filminde, Rocky’nin koşarak merdivenlerini tırmandığı meşhur Museum of Art” sanat müzesi buradadır. Museum of Art,  Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük sanat müzeleri arasında yer almaktadır. Bu dünya çapındaki müzede baskı, çizim ve dekoratif sanatlar dahil 227.000 den fazla nesnenin koleksiyonu var. Ana bina her yıl 800.000’den fazla kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Müze Pazartesi günleri kapalı ve temel giriş fiyatı çeşitli imtiyazlar ile 20 $’ dır. Philadelphia spor klüpleri ve spora verdiği hizmetleri ile de meşhurdur. Örneğin Schuylkill Nehri’nde özellikle gün batımında kano yapılmaktadır.


Philadelphia gezimizde son durağımız meşhur Love Park. Love Park, Benjamin Franklin Parkway’in doğu ucunda ve City Hall’ın karşısında olup, 1960 yılında inşa edilmiştir. 1980 ‘in sonlarında gençler tarafından parkın, kavisli merdiven ve çıkıntıları kaykay için mükemmel olduğu keşfedilmiştir. Love Park, dünyanın en ünlü kaykay uzmanlarına da ev sahipliği yapmıştır. Ancak 2002 yılında Kentsel Rönesans bağlamında yapılan düzenlemeyle kaykaya yasak konmuştur. Hala Love Park bu uygulamayı değiştirecek öngörülü belediye başkanı ve kent konseyini beklemektedir.


Son olarak konaklama için bir otel önerisi, The Rittenhouse Hotel. Konforu ve hizmeti ile rahat edebileceğiniz bir otel. Philadelphia’ya gelmeden önce tarihi mekanları ve gezilecek yerleri hakkında bilgi edinmenizi tavsiye ederim. Bu görkemli ve sanat dolu şehri tüm gezginlere öneririm…

Yazı ve Fotoğraflar: Cemre Nur Meleke
İletişim: cemrenur@meleke.com

About Cemre Nur Meleke

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir